
Bazen durup düşünmek lazım; bizi biz yapan, bizi bu topraklara kök saldıran asıl güç nedir? Sanayi mi, ticaret mi, yoksa modern binalar mı? Elbette hepsi kıymetli ama bir milletin ruhu, ne fabrikalarında ne de gökdelenlerinde saklıdır. Bir milletin ruhu; bir ozanın sazının telinde, bir aşığın dilindeki o yanık türküde gizlidir. İşte bu yüzden, Kayseri 4. Uluslararası Aşıklar Şöleni haberi, sıradan bir etkinlik duyurusundan çok daha fazlasını ifade ediyor.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Valilik iş birliğiyle düzenlenen bu organizasyon, adeta bir "kültür nöbeti" niteliğinde. Modern dünyanın dijital gürültüsü içinde kaybolmaya yüz tutmuş bir geleneği, Erciyes’in o vakur zirvesiyle selamlaştırmak, bu şehre yapılabilecek en büyük hizmetlerden biridir.
Bir Sazın Telinde Bin Yıllık Hafıza
Aşıklık geleneği dediğimiz şey, bizim "yaşayan tarihimizdir." Dedem Korkut’tan bu yana, bu milletin hüznünü, sevincini, kahramanlığını ve bilgeliğini ozanlar taşıdı. Onlar sadece şarkı söyleyen sanatçılar değil; yeri geldiğinde toplumu uyaran birer bilge, yeri geldiğinde dertlerimize tercüman olan birer hekimdirler.
Kayseri’de bir araya gelecek olan bu "söz sultanları", bizlere sadece müzik ziyafeti sunmayacak. Şunları da hatırlatacaklar:
Doğaçlama Zekası: O an orada, mızrap tele değdiği anda dökülen kelimeler, insan zekasının ve dil hakimiyetinin zirvesidir.
Milli Birlik Mesajı: Azerbaycan’dan Kırgızistan’a, Anadolu’nun en ücra köylerinden Balkanlar’a kadar uzanan bu geniş coğrafyanın "ortak dilini" konuşacaklar. Bu, kültürel bir gövde gösterisidir.
Gelenekle Geleceği Bağlamak: Gençlerin "rap" ya da "pop" ritimlerine hapsolduğu bir çağda, aşıklık atışmalarındaki o ince mizahı ve derin manayı onlara sunmak, bir kültürel köprü kurmaktır.
Kayseri: Ticaretin Değil, Kültürün de Merkezi
Kayseri dendiğinde akla hemen ticaret gelir, sanayi gelir. Doğrudur, Kayseri çalışkan insanların şehridir. Ancak bu şölen gösteriyor ki; Kayseri aynı zamanda bir "gönül merkezidir." Bir şehrin sadece midesine ve cebine değil, ruhuna da yatırım yapması gerekir. Uluslararası boyutta düzenlenen bu şölen, şehrin markalaşma sürecine estetik bir değer katıyor.
Düşünsenize; dünyanın dört bir yanından gelen ozanlar, Kayseri’nin misafirperverliğini görüp, Erciyes’in rüzgarını soluyup kendi memleketlerine döndüklerinde, dillerinde hep bu toprakların hikayesi olacak. İşte gerçek "tanıtım" budur.
Sonuç Olarak: Sazın Sesi Susmasın!
Eskiler, "Söz gümüşse sükut altındır" demişler ama dert aşığın derdi olunca o kural değişir. Aşık sustu mu, milletin dili lal olur. Bu yüzden bu organizasyonda emeği geçen her bir ismi ayrı ayrı tebrik etmek boynumuzun borcu.
Eğer bu hafta sonu kendinize bir iyilik yapmak istiyorsanız, bırakın televizyon kumandalarını, kapatın sosyal medya bildirimlerini. Gidin ve o aşıkların atışmalarını dinleyin. O sazın teli her titrediğinde, aslında kendi kalbinizin de titrediğini fark edeceksiniz.
Zira o sazda bizim hikayemiz, o sözde bizim kimliğimiz var.